Mojtaba Nahani ve Birden Fazla Hayatın Şiirleri, Aygün Eroğlu
Mojtaba Nahani, yüz yüze görüşmesek de yıllardır tanıdığım şiir ve edebiyat dostumdur.
Türk ve İran şiirleri üzerine ortak çalıştığım arkadaşım olması; gerek onun şiirlerini,
gerekse tarihten günümüze birçok İranlı şairin şiirlerini takip etmem sebebiyle,
günümüz çağdaş İran şiirinde Nahani’nin şiirlerinin çağın yansıması olarak gelecekte
önemli yer tutacağına inanıyorum.
Nahani şiirleri denildiğinde, çağın yaşamdan kopuşu içinde umudun derin bir
devamlılığını okura hissettirdiğini düşünüyorum. Onun şiirleri, içinde yaşadığımız
çağın karşısında ve insanidir. Düz anlatının içinde metaforlar suskunluğu bozar,
hatta haykırır. Romantik dizelerin içinde dahi hayatla pazarlık etmeyecek kadar
inatçıdır.
Nahani, kendi şiirleri ve özellikle günümüz İranlı şair ve yazarlarının eserlerini
Türkçeye çevirerek edebiyatımıza kazandırmakla kalmayıp, Türk şair ve yazarlarının
eserlerini de Farsça ve Azerbaycan Türkçesine çevirerek edebiyatın toplumlar arası
yansımalarına katkı sunmaktadır.
Bu vesileyle M. Nahani’nin hayatı sorgulayan “Eller Cumhuriyeti”
şiirinin çağrışımlarını bu dosyada siz okurlarımıza sunuyorum.
“Eller Cumhuriyeti” Şiirinin Çağrışımları
Eller cumhuriyetinde
Su altı, gökyüzü
Ya herhangi bir yer
Fark etmez
Birileri yukarı çıkacaklar
Birileri de aşağıya çekileceklerSen ne iyi ki seçkisiz
Yüreğimde hükümet ediyorsunYaşasın yoldaşlar
Ölsün emperyal kıskançlıklar
Demeden, bağırmadan, arka çıkmadan
Kucağımın en derinliklerinde
En uzun sevincimde yaşıyorsun
Özgürlük anlamını tartışmadan…Ne kadar silkeliyorum solumu sağımı
Hangi yönden olduğumu bilemiyorum
Fikrimin tarihi alt üst olmuş
Başını almış gidiyor…Hatırlıyorum fısıldamıştın kulağıma
Hele ben sen biz olmadan önce
Hele nutuk vermek, manifesto yazmak
Dillere, parmaklara
Alışkanlığa dönüşmeden önce
Hatırlıyorum dupduru sözünü:
Sözde demokrasi
Duygusuz sevişmeye benziyor
Tüm sanat dallarında olduğu gibi, özellikle toplumcu gerçekçi bir şiiri dış dünyadan
bağımsız düşünemeyiz. Hele ki toplumun gelişimine ve insanların yeryüzündeki tüm
haklardan eşit olarak edinimler sağlamasını düşünüyorsak, sayısız küçük toplulukları
değil, büyük ve küresel ölçekli düşünmeliyiz.
Şair M. Nahani, şiirine başlarken “Eller cumhuriyetinde / Su altı, gökyüzü /
Ya da herhangi bir yer / Fark etmez” dizelerinde “su altı”, “gökyüzü” ve
sonrasında “herhangi bir yer” imlemesiyle, yeryüzünde yaşayan insan topluluklarını
coğrafi ya da sınırsal bir ayrıma tabi tutmadan ele alır.
“Herhangi bir yer” söylemi, bireyin kendi yaşadığı coğrafyaya ve düşünce ufkundaki
farazi bir yere razı oluşuyla birlikte, anlatımın kendisinin dahi özgürlük ve
eşitliğine vurgu yapmaktadır. M. Nahani, şiirin ilk bölümünde okuru yaşam felsefesi
üzerine düşünmeye hazırlıyor. Yaşam felsefesi, yaşamın anlamı ve nasıl yaşanması
gerektiğine dair görüştür. Şair, insan topluluklarının üzerinde yaşadığı coğrafyaya
göre yaşamın anlamı ve nasıl yaşanması gerektiğine dair bilginin farklılık gösterdiğini
okura anlatmaktadır.
Yükselenler ve Aşağı Çekilenler
“Birileri yukarı çıkacaklar / Birileri aşağıya çekilecekler” dizeleriyle
yaşamın içindeki insan olgusunun kazanım hırsına ve bu hırsın gerçekleşmesinin dahi
doyumsuzluğuna vurgu yapılır. Diğerlerinin aşağı çekilmesi, yani muhtaç kılınması,
doyurucu ve tatmin edici bir çirkinlik olarak belirir.
Çünkü artık eşitliğin mümkün olmasa bile herkesin çok kazandığı bir dünyanın dahi
mutlu etmediği bir çağda yaşıyoruz. Asıl sorun da budur. Özgürlük ve eşitliği isteyen
toplulukların, gücü ve idareyi ele geçirdiğinde bundan vazgeçmesinin altında yatan
temel sorun da burada aranmalıdır.
Yaşadığımız çağ, sömürülenlerin sömürene razı olduğu ya da olmak zorunda bırakıldığı,
hatta bu durumdan haz alındığı bir dünya düzenine doğru gitmektedir. Güç sahibi
otorite, yani düzen koyucular, kurdukları düzen içinde devamlılığı sağlamak için
fiziksel şiddetten çok psikolojik baskı, toplumdan tecrit, değersizleştirme veya
onur kırıcı durumlar gibi baskı unsurlarını kullanmaktadır.
Seçkisiz Hükümet Etmek
“Sen ne iyi ki seçkisiz / Yüreğimde hükümet ediyorsun” dizelerinde geçen
“seçki” ve “seçkisiz” sözcükleri üzerinde durmak gerekir. Azerbaycan Türkçesinde
“seçki”, seçilmiş olan anlamında kullanılmaktadır.
M. Nahani, “seçkisiz” sözcüğüyle böyle bir seçimle gelmeden, karşılıksız ve saf bir
hissiyatla yüreğe hükmetmekten bahsetmektedir. Bu anlatımla, seçilerek gelmiş olsalar
dahi hükmedenlerin özgürlük ve eşitlik istemediğini anlıyoruz.
Sloganların Ötesinde Özgürlük
Şiirin şu bölümünde şair, bilinçsiz toplum içinde slogan veya mottolarla bir yere
varılamayacağına dikkat çeker:
Yaşasın yoldaşlar
Ölsün emperyal kıskançlıklar
Demeden, bağırmadan, arka çıkmadan
Kucağımın en derinliklerinde
En uzun sevincimde yaşıyorsun
Özgürlük anlamını tartışmadan
Şair, bu dizelerde bilinçli toplum özlemine vurgu yapmaktadır. Bireyin toplumsal
bilinci, kendisi ve toplum arasındaki farkla başlar. Toplumun bilinci ise içinde
yaşadığı düzende eşitliğe ve özgürlüğe giden yolda karşılaşılan engellere itirazıyla
başlar.
Gelişmemiş toplumlarda düzen koyucuların değişmesiyle birlikte sözde özgür yaşamın
hemen hemen bütün kuralları değişmektedir. Çünkü bilinçsiz toplumlar, her yeni gelen
düzen koyucunun alternatifsiz olduğunu düşünür. Bilinçli toplumlarda ise bireyler,
kendilerinin düzen koyucu olmadıklarını bilirler; fakat nasıl yönetilmeleri gerektiğinin
de bilincindedirler. Şairin “Özgürlük anlamını tartışmadan” dizesi bunu
açıkça imlemektedir.
Sağı Solu Silkelemek
Ne kadar silkeliyorum solumu sağımı
Hangi yönden olduğumu bilemiyorum
Fikrimin tarihi alt üst olmuş
Başını almış gidiyor…
Şair M. Nahani, şiirin bu bölümünde okuyucuyu kendi öz ve özgür düşünceleriyle baş
başa bırakmak ister gibidir. Şiirin okuyucu belleğinde bir işgale sebep olmaması
yönünde bir gayret hissedilir.
Bu bölüm, yaşadığımız toplumda sorunlar üzerine tartışırken ya da bir düşünceyi
sunarken bilimsel objektifliği, yani tarafsızlığı esas alma gereğini hatırlatmaktadır.
Kişisel veya toplumsal önyargılardan, kişisel çıkarlar gibi tüm savları kirleten
faktörlerden uzak durmak gerekir.
Sözde Demokrasi
Hatırlıyorum fısıldamıştın kulağıma
Hele ben sen biz olmadan önce
Hele nutuk vermek, manifesto yazmak
Dillere, parmaklara
Alışkanlığa dönüşmeden önce
Hatırlıyorum dupduru sözünü:
Sözde demokrasi
Duygusuz sevişmeye benziyor.
M. Nahani, şiirin son bölümünde geçmişe gider. Sevgiliye, toplumsal birliktelik
içinde mutlu bir geleceğe dair nutuk vermenin ve manifesto yazmanın dillere,
parmaklara, hatta alışkanlığa dönüşmeden önceki hâline dikkat çeker.
Şair, bireylerin özgür ve eşit yaşam koşullarının sağlanması için oluşturulan ortak
düşünce gruplarının basmakalıp, prototip kavramlarla kurulamayacağını; bu kavramlar
yerine bireylerin özünü oluşturan uyarıcı bilgi ve birikimlerin yeterli olması
gerektiğini vurgulamaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak M. Nahani, şiirin sonunda bütün bu çağrışımları güçlü bir biçimde
özetler:
Sözde demokrasi
Duygusuz sevişmeye benziyor.
Evet, gerçekten de öyle. Duygu, çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan zihinsel bir
durumdur ve dış dünyanın insan zihninde oluşturduğu histir. Şairin de dediği gibi:
“Sözde demokrasi, duygusuz sevişmeye benziyor.”



