Annemin Dilinde Kalan Bir Sözün Peşinde
Bazı kelimeler vardır; sözlüklerde yaşar. Bazıları kitapların, belgelerin, eski metinlerin arasında saklanır. Bazılarıysa hiçbir sözlüğe girmez, hiçbir kitaba yazılmaz. Bir evin içinde, bir kasabada, bir köyde ya da bir ailenin birkaç kuşağının dilinde yaşar; sonra o sözü kullanan son insanlarla birlikte sessizce kaybolur.
“Pan kuduzu” da sanki böyle bir söz.
Sevgili annemin ara sıra kullandığı sözlerden biriydi. Muhtemelen Afyon yöresinde kullanılan bir sözdü ki annem vefat ettikten sonra başka hiçbir yerde duymadım. Sözlüklere baktım. Türk Dil Kurumu’nun kaynaklarında karşılığını bulmaya çalıştım. Fakat “pan kuduzu” diye bir deyime, tamlamaya ya da halk söyleyişine rastlayamadım.
Başkaları gibi yazılması gerekiyordu ve yazdım. Çünkü ortada yalnızca anlamını epeyce bilsem de annemin diliyle birlikte kaybolmuş olabilecek küçük bir kültür parçası vardı.
Annem “Pan Kuduzu”nu Ne Zaman Söylerdi?
Aradan uzun yıllar geçtiği için annemin bu sözü hangi durumlarda kullandığını bütün ayrıntılarıyla hatırlayamıyorum. Fakat belleğimde kalan duygu şu:
Birinin sakarlıklar yaptığı, telaş içinde sağa sola koşuşturduğu, bir anda ne yaptığını şaşırdığı ya da âdeta deli gibi hareket ettiği zamanlarda söylerdi sanki:
“Pan kuduzu…”
İnsan bazen çocukluğundan kalan bir sözcüğü hatırlar ama o sözcüğün içinde geçtiği cümlenin geri kalanını kaybetmiştir. Kelime bellekte kalmış, bağlam silinmiştir.
Benim “pan kuduzu” ile ilişkim biraz böyle.
Fakat sözü her düşünmeye başladığımda bir şey özellikle karşıma çıkmaya devam ediyor.
Pan.
Bu gerçekten Yunan mitolojisindeki Pan olabilir miydi?
Keçi Ayaklı Tanrı Pan
Pan, Yunan mitolojisinin en ilginç tanrılarından biri. Genellikle kırların, doğanın, çobanların ve sürülerin tanrısı olarak bilinir. İnsan ile hayvan arasında duran görünüşü onu diğer Olympos tanrılarından ayırır.
Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nde Behçet Necatigil’den aktardığı bölümde Pan’ı şöyle anlatır:
“Dağlık Arkadia’da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Hermes’in oğludur.”
Pan’ın ilk dönemlerde keçi kafalı düşünüldüğünü, daha sonraki tasvirlerdeyse insan yüzüne yaklaştırılarak keçiden boynuz, sakal ve ayak gibi özelliklerin korunduğunu öğreniyoruz.
Fakat “Pan kuzusu” açısından Pan’ı asıl ilginç kılan, görünüşünden ziyade korkuyla kurduğu ilişki olsa gerek.
Pan’ın Yarattığı Korku
Eski Yunan inanışında Pan’ın insanlarda ve özellikle ıssız kırlar, dağlar ve ormanlarda dolaşanlarda aniden ortaya çıkan büyük bir korkuya yol açabildiğine inanılıyordu.
Bu sıradan bir korku değildir.
Sebebi tam olarak anlaşılamayan, birdenbire ortaya çıkan ve insanın davranışlarını denetlemesini güçleştiren bir korkudur.
Bir topluluğun ya da sürünün ansızın ürkmesi, herkesin birbirinden etkilenerek kaçmaya başlaması, ortalığın bir anda karışması…
İşte Pan’ın adı zamanla böyle bir korkuyla özdeşleşmiştir.
Burada çok tanıdık bir kelimeyle karşılaşıyoruz:
Panik.
“Panik” Kelimesinin Arkasında Pan Var
Bugün hemen her gün kullandığımız “panik” sözcüğünün tarihinin Pan’a kadar uzanması son derece ilginç değil mi?
Pan’ın yol açtığı düşünülen ani ve açıklanamayan korku zaman içerisinde başka dillere geçmiş; Fransızcadaki panique üzerinden Türkçeye de panik olarak girmiş.
Bugün:
“Panik yaptı.”
“Paniğe kapıldı.”
“Ortalığı panik sardı.”
“Panik içinde kaçıştılar.”
dediğimizde, farkında olmadan binlerce yıllık bir mitolojik hatırayı da yaşatıyor olabiliriz.
Annemin bu sözü kullandığı durumlara ilişkin silik hatıramla Pan’ın yarattığı korkunun insanlarda ve sürülerde meydana getirdiğine inanılan davranış arasında bir benzerlik var gibi:
Telaş, kontrolsüzlük, koşuşturma, şaşkınlık, ne yaptığını bilememe…
Acaba “pan kuduzu” gerçekten buradan mı geliyordu?
Pan + Kuduz
Sözün ikinci kelimesi de en az birincisi kadar dikkat çekici:
Kuduz.
Burada elbette kuduz hastalığının gerçek anlamından söz etmek zorunda değiliz.
Türkçede “kuduz” ve “kudurmak” sözcükleri hastalık anlamlarının dışında taşkınlığı, kontrolünü kaybetmeyi, aşırı hareket etmeyi anlatan mecazi kullanımlara da sahiptir.
“Ne kuduruyorsun?”
“Kudurmuş gibi koşuyor.”
“Kudurmuşçasına saldırdı.”
gibi kullanımlarda kişinin gerçekten kuduz hastalığına yakalandığı söylenmez. Burada anlatılmak istenen, davranışın olağan sınırların dışına çıkmasıdır.
Bu açıdan bakıldığında “Pan” ile “kuduz”un yan yana gelmesi son derece ilginç bir anlam oluşturuyor:
Ani korku ve şaşkınlık + kontrolsüz taşkınlık.
Benim çocukluk belleğimde kalan anlam da buna oldukça yakın.
Peki “Pan Kuduzu” Gerçekten Pan’dan mı Geliyor?
Burada dikkatli olmak gerekiyor.
Bir sözün anlam bakımından başka bir kelime veya kavramla örtüşmesi, onun mutlaka oradan türediğini göstermez.
Bugün elimizde “pan kuduzu” sözünün Yunan mitolojisindeki Pan’dan geldiğini kanıtlayan tarihsel bir belge yok.
Ben de yaptığım araştırmalarda sözün yazılı bir örneğine ulaşamadım.
Dolayısıyla:
“Pan kuduzu kesinlikle Yunan tanrısı Pan’dan gelir.”
demek doğru olmaz.
Ancak şu da inkâr edilemez:
Pan’ın mitolojik özellikleri, “panik” kelimesinin Pan’a uzanan etimolojisi ve annemin “pan kuduzu”nu kullandığı durumlara ilişkin belleğim arasında dikkate değer bir anlam ilişkisi var.
Bu ilişki tesadüf olabilir.
Ama olmayabilir de.
Annem Afyonluydu. Bu nedenle benim ilk tahminim, “pan kuduzu”nun Afyon veya çevresinde kullanılan yöresel bir söyleyiş olduğu şeklinde. Çünkü bir kelimenin sözlükte bulunmaması onun halk arasında hiç kullanılmadığı anlamına gelemez elbette. Sözlük hazırlayanlar, dilbilimciler bir yörede ne kadar kapsamlı çalışma yaparlarsa yapsınlar, bütün evlere giremezler; bütün ailelerin konuşmalarını dinleyemezler.
“Pan kuduzu” da böyle sözlerden biri…
Dergilerde yer alan yazıları keşfedin:
Kitap bastırmak mı istiyorsunuz?
Yazınız yayımlandı mı?



Ben Konyalıyım, 60 yıl önce “PAN KUDUZU GİBİ” kelimesini annem de kullanırdı, çoraplarımız koşmaktan çok delinir (dağılır lastik ayakkabılarımız yırtılırdı, annem de “sen de pan kuduzu gibisin bir şey dayanmıyor” anlamında kullanırdı.
Teşekkür ederim, çok güzel bir katkı…