Pavot ve Zaida: İskenderun Körfezi’ndeki Hayaletler
Bir zamanlar dünyanın en güçlü imparatorluklarının savaş gemileriydiler.
Bugün ise İskenderun Körfezi’nin sessiz derinliklerinde,
tarihin unutulmuş hayaletleri olarak yatıyorlar.
Pavot ve Zaida…
İskenderun Körfezi’nin derinliklerinde yatan iki savaş gemisinin adı bunlar.
Biri İngiliz donanmasına ait bir istihbarat yatı,
diğeri ise Fransızlara ait bir mayın tarama gemisi…
Bir zamanlar Akdeniz’in savaş sularında dolaşan bu gemiler,
yıllar boyunca kayıp olarak kaldı.
Ta ki 2017 yılında İskenderun Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalar sonucunda
denizin altında yeniden bulununcaya kadar…
İskenderun Körfezi’nin yalnızca ticaret ve liman tarihi açısından değil,
Birinci Dünya Savaşı’nın deniz hafızası bakımından da önemli bir alan olduğunu yeniden hatırlattı.
Birinci Dünya Savaşı’nın Sessiz Tanıkları
Pavot ve Zaida’nın son kez su üstünde görüldüğü yıllar,
Birinci Dünya Savaşı’nın en sert dönemleriydi.
O yıllarda Akdeniz ve Çanakkale yalnızca bir savaş alanı değil,
dünyanın en büyük emperyal güçlerinin hesaplaşma sahnesiydi.
İngiltere ve Fransa’nın görkemli donanmaları,
Osmanlı topraklarına doğru ilerliyor,
savaşın kaderini deniz üzerinden belirlemek istiyordu.
Aynı dönemin başka ünlü savaş gemileri de vardı:
- Bouvet,
- Irresistible,
- HMS Ocean,
- Majestic,
- Triumph,
- Chartage.
Bunların her biri dönemin en güçlü donanmalarına ait büyük savaş gemileri ya da zırhlılarıydı.
Kimi İngiliz İmparatorluğu’nun,
kimi Fransa’nın bayrağını taşıyordu.
Çanakkale’ye Doğru
Bu gemilerin ortak amacı açıktı:
Çanakkale Boğazı’nı geçmek,
İstanbul’a ulaşmak
ve Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak.
Dönemin emperyal güçleri,
İstanbul’un düşmesi hâlinde savaşın kısa sürede biteceğine inanıyordu.
Bu nedenle Çanakkale yalnızca askerî değil,
siyasi ve tarihsel anlamda da büyük bir hedef hâline geldi.
Ancak planlandığı gibi olmadı.
Ne Çanakkale Boğazı geçilebildi,
ne de çıkan gemilerin çoğu geri dönebildi.
Bouvet, Ocean, Irresistible ve diğerleri,
Çanakkale’nin sularında battılar.
Bugün “Gelibolu’nun Hayaletleri” olarak anılıyorlar.
Pavot ve Zaida ise başka sularda,
İskenderun Körfezi’nin sessiz karanlığında yatıyor.
Çanakkale’nin Ardındaki Büyük Kırılma
Çanakkale Deniz Zaferi yalnızca bir askerî başarı değildi.
Dünyanın en güçlü donanmalarına karşı verilen büyük bir direnişti.
Karadan yapılan çıkarmalarda da benzer bir tablo yaşandı.
Mustafa Kemal’in önderliğinde gelişen savunma,
Gelibolu Yarımadası’nı emperyal ordular için bir çıkmaza dönüştürdü.
İtilaf devletlerinin askerleri,
küçücük bir toprak parçasında aylar süren çatışmaların ardından
geri çekilmek zorunda kaldı.
Böylece dünyanın en büyük orduları,
savaşın kaybeden figüranları olarak ülkelerine dönmeye başladı.
İskenderun Planı
Tarihin daha az bilinen ayrıntılarından biri ise şudur:
İngiliz emperyalizmi,
Çanakkale’ye benzer bir çıkarmayı eş zamanlı olarak İskenderun’da da düşünmüştü.
Çünkü İskenderun Körfezi,
Doğu Akdeniz’in stratejik kapılarından biriydi.
Bölgeye yapılacak bir çıkarma,
Osmanlı’nın güney hattını tehdit edebilir,
Suriye ve Anadolu arasında yeni bir baskı alanı oluşturabilirdi.
Ancak bu plan hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanamadı.
Bunun nedenlerinden biri,
Çanakkale’de karşılaşılan büyük hüsrandı.
Bir diğer neden ise İngiltere ile Fransa’nın,
savaş sonrası Suriye’nin geleceği konusunda tam anlaşamamasıydı.
Eğer o plan gerçekleşseydi,
bugün Pavot ve Zaida’nın yanında başka savaş gemileri de
İskenderun Körfezi’nin derinliklerinde yatıyor olacaktı.
Denizin Altındaki Hafıza
Batık gemiler yalnızca metal yığınları değildir.
Her biri bir dönemin siyasi hesaplarını,
savaşlarını,
korkularını
ve insan hikâyelerini taşır.
Pavot ve Zaida da bugün İskenderun Körfezi’nin altında,
sessiz ama güçlü bir tarihsel hafıza olarak varlığını sürdürmektedir.
Bir zamanlar Akdeniz’in sularında dolaşan,
emirler alan,
savaş planlarının parçası olan bu gemiler,
şimdi tarihin suskun tanıklarıdır.
Çanakkale’nin Evrensel Anlamı
Çanakkale yalnızca Türkiye tarihi açısından değil,
dünya tarihi açısından da büyük bir kırılma noktasıdır.
Çünkü Çanakkale’de yalnızca bir boğaz savunulmamış,
aynı zamanda emperyalizmin yenilmez olduğu düşüncesi de ağır yara almıştır.
Bu nedenle Çanakkale,
dünyanın birçok yerinde sömürgecilik karşıtı mücadelelerin hafızasında da özel bir yere sahiptir.
Bülent Ecevit’in Dizeleri
Yazının sonunda yer alan Bülent Ecevit dizeleri,
Çanakkale’nin yalnızca askerî değil,
insani ve duygusal anlamını da güçlü biçimde özetler:
“Ben de yüzyıllarca yaban ellerde
Neyin uğruna bilmeden can vermişim
Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
İlk kez Çanakkale’de ermişim”
— Bülent Ecevit
Bugünden Geriye Bakınca
Pavot ve Zaida’nın deniz altında bulunması,
geçmişin tamamen kaybolmadığını gösteriyor.
Tarih bazen kitap sayfalarında,
bazen eski belgelerde,
bazen de denizin onlarca metre altında yaşamaya devam ediyor.
İskenderun Körfezi’nin derinliklerinde yatan bu gemiler,
yalnızca Birinci Dünya Savaşı’nın değil,
emperyal hesapların,
başarısız işgal planlarının
ve değişen dünya dengelerinin de sessiz tanıklarıdır.
Ve bugün hâlâ,
o savaşların gölgesinde şekillenen coğrafyaların geleceği tartışılmaya devam ediyor.
Sonuç: Körfezin Altındaki Tarih
Pavot ve Zaida,
yalnızca iki batık gemi değildir.
Onlar,
Çanakkale’den İskenderun’a uzanan büyük savaşın,
emperyal rekabetin
ve Doğu Akdeniz’in kırılgan tarihinin parçalarıdır.
Bir zamanlar dünyanın en güçlü donanmalarına ait olan bu gemiler,
bugün sessizce denizin altında yatıyor.
Ama taşıdıkları tarih,
hâlâ suyun yüzeyine çıkmaya devam ediyor.
Antakya, İskenderun ve Tarih Yazıları
Antakya, İskenderun, Çanakkale, seyahatnameler ve yerel tarih üzerine diğer yazılarımıza da göz atabilirsiniz.


