“Türkiye Yazıları” HİÇ NOKTASINDA
Selma SAĞLAMTAŞ
Neval Savak, dünyanın sorunlarından uzak duramayan, bir yazarımız. Onun için edebiyat dünyayı algılama biçimidir. Çok yönlü yazar, düşüncelerini çekinmeden tümcelere döker. Şairdir, öykücüdür, araştırmacıdır, İnceleme yazılarını da kapsaya on altı kitabı bulunmaktadır. 20 bölümden oluşan HİÇ NOKTASINDA kitabı deneme ve araştırma yazılarından oluşmaktadır.
Yaşadığımız coğrafyada gerçeklere olan bakışını oluşturmuştur. Ta başından beri bugüne kadar düşünürlerin, bilim İnsanlarının deneyimlerini düşüncelerini düşlerini bu kitapta Hiç Noktası’nda birleştirmiştir. Öyle ki mükemmel bir yaşam arayışı için yola çıkar.
DUYU
Görülüyor ki Buda’dan, Simurg, Freud’dan alıntılarla kitabın 1.bölümünü oluşturup kendi cümlelerine de yer vermiştir yazar, aynı zamanda gerçeklerle düşlerin ve duyguların görünme sınırlarını aşmış, tümcelerinde sözcükleri seçerek oluşturmuştur.
Yaşamımızı, düşüncelerimize göre planladığımız anlarda toplum içinde farklılıklarla karşılaşırız. Düşüncelerimizin kendine ait bir ağırlığı vardır bir felsefesi sosyolojisi derinliği de…
Toplum kabul ettiği var oluşun çoğunluğu kabul gördüğü doğrulara gider oysaki, gerçek doğruluk bu değildir. İnsan kendini yeniler sorgular. Bir insan
sorguladığı için toplumun kabul ettiğini kabullenemez. Bellek yeni göstergelerle yenilenir ve gelişir bilgi ve sevgi boyutları içinde gelişir.
RUHUN SIR ÖRTÜSÜ/ UYKULU RÜYA
Aristoteles’in uyku üzerine incelemelerini ele alan Neval Savak Antik Çağ’da yaşayan insanın doğası, fizyolojisi, psikolojisi üzerinde ilginç bir yol çizmiştir. Yanıtı olmayan sorularla uyku ve rüya ilişkisini bugün bile bilim insanlarının ilgisini çekmektedir bilinmeyen sorularla dolu bir alan olarak da karşımıza çıkar.
DÜŞ MÜ GERÇEK, GERÇEK Mİ DÜŞ?
Düş görenler yol göstericidir “Uyuyan Kahin” belgelenmiş Edgar Cayce, bunları konu eden onun kitaplarını inceleyip kendi yorumlarını tümcelerin oluşturmuştur. Hipnoz yaratılarak, yaşayan insanların beyinleriyle iletişim kurulup hastalara şifa bulunması ilginçtir. Geçmişten haber almış, gelecek için de kehanette bulunmuştur Edgar Cayce…
Kitabın en ilginç bölümü okuyucuyu bambaşka olayların içine çeker. Tıp dünyası Cayce’nin trans halinde yazdığı reçeteleri inceler ve onay verir, bunun gibi ilginç olaylar zinciri sürer gider.
DÜŞÜNMENİN VAR OLUŞ BALADI
İnsan biyolojik olduğu kadar karmaşık bir varoluşçulukla duygusal ve sosyal varlık olarak da ele alınır. Kimlik ve kişilik modelini sunar. Yazarımız Neval Savak araştırmalarında Freud’un kuramlarını anlaşılır kılmış basit,
herkesin anlayabileceği sözcüklerle yorumlanmıştır.
YAŞAYAN ÖLÜLER
İnsan var oluşundan bu yana kendini arar durur. Çoğunluğun kabul ettiği düzen ona dayatılır. Onlardan biri olup çıkar, yaşamında aslında bir köledir. Düşüncelerine ket vurulan hatta düşünceye yönelmeyenin kalıplaşmış bir beyin görünümünden de ,,, Yaşar gider. Özgür değildir başkalarının direkt ettiği kurallara alışır onlarla yaşamını geçirir yaşayan bir ölüden farkı yoktur. Düşünmeyen sorgulamayan bir varlık nedir ki … bu bölümün kanımca özeti budur. Özümsersek, irdelersek bu görüşe ulaşırız.
ÇİZGİ DIŞI YÜRÜYENLER
Nikola Tesla, NİETZCHE, CAYCE, FREUD ,DOSTOYEVSKİ EDGAR ALAN POE, TOLSTOY gibi düşünürlerin yazarların, felsefecilerin yol yol göstericileri insanın doğasının varoluşu, yok oluşu arasındaki temele inmeye çalışmışlardır.
Hem bir başlangıç noktası , aramış hem de ortaya konulan tüm kuramları açıklayarak yeni veriler elde etmeye çalışmışlardır. Bu bilimsel veriler sanatla iç içe geçince mükemmeli oluşturur.. Örnek olarak paylaştığımız bu paragrafa ben de bir katkı koymak istedim. Edebiyata yönelince, Dostoyevski tüm zamanların yol göstericidir. Başlı başına Rus edebiyatını taşır. Tolstoy gibi büyük dahidir.
KARANLIĞA KARŞI SANAT
Toplumun karanlıktan arınması için sanatçının halkla bağını kuvvetlendirmesi sıkılaştırması gerekir. Yaptığı, yazdığı her yapıtında örneğin: yontu sanatında halktan kareler kullanması bunu estetikle birleştirmesi gerekir .Yazarları kullandıkları dil halktan uzaksa halkı aydınlatmaz salt kendini yazmak olur. Bu da hiçbir anlam ifade etmez sanat yerini bulmaz edebiyat gerçekleri duyguları halka anlatamaz.
ÖLÜ BİR ŞAİRE SIZLANMALAR SIZINTILAR
“Kendi kendinin içinde kaybolanlar yaşamamıştır” Bu görüşünü kalemiyle, duyularıyla birleştirmiş, Neval Savak anlamlı duygularını bir yazıyla ortaya çıkarmıştır. Sabahları umutla yeni bir hayata uyanmak, sanatla parlamak yazmak sızı ve titreşime dökülür… Bu sözcüklerle yazarımızı yaşamı sorguluyor, içindeki dünyanın duyularının izlediği yolu yalın bir anlatımla acı fakat gerçeklerden ve kendinden söz ediyor bu bölümde…
ÖLÜM BALADI
Ölümü şiirine de olamayan anlatmayan var mıdır? Sorusuyla başlıyor bu bölüm, yaşam kadar gerçek bir sondur ölüm. Şairler şiirlerinde bu duyguyu yazdılar yazacaklardır. Şairlerin güzel duygularının da dizelerinin de sözcüklerde arasına giriyor. Siyah giysiyle… ÖLÜM eğer içinden gelerek ve nasıl olacağını düşler bunu şiirleri bize de anlatır şairler. Yaşarlar ve sonra düşündükleri gibi ölürlerse söyleyecek bir sözümüz bilimsel bir karşılığı da yoktur. Bir okur olarak beni bu bölüm çok etkilemiştir.
Devam ediyor, NEVAL SAVAK, Şairlerin gözünden çok kalbiyle gördüklerini kişisel ayinler özüm ser ve şiiri dönüştürürler yazarın ve duyumun tanrısı gibidirler.
Metin Altıok (1943-1993)
Sivas Madımak Oteli yangınında(2Temmuz 1993)tarihindeki bu bizim yakın tarihimizin yüz kızartıcı, kanlı bir sayfasıdır.
Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede kaybettik. 37 kişi bu olayda yanarak sonsuzluğa göçtüler.
Uzandım usulca cigarama/yavan ömrüme katık
Ben o gün öldüm gülüm / Bir daha ölmem artık.
(Günlerden Bir Gün)
Acı, Yalnızlık karanlık yüzün gibi sözleri sürekli kullanan şair şiirlerinde bunlara yer verdiğini görüyoruz.
Çevremde kızıl bir ateş çemberi.(GİBİ) şiirinden
BEDRETTİN CÖMERT(1940-1978)
1988 Kendi arabasıyla giderken Önlerine çıkan arabadan açılan çapraz ateş sonucu vurulmuştur karısı Maria ağır yaralanır oğlu Kemal cömert 5 yaşındadır. Ne varsa bak oğlu Kemal Cömert ile yaptığı bir söyleşide; işi hayatın kendisiymiş ona göre sanatla şiirle hayatta ve yapıtlarının güzelliğiyle yaşamın büyük bir parçasını oluşturmuş.
Kan olup dökülmek zamanı gelmiş duraklara. Yeniden
(Doğmuş Gibiyiz.)
Diğer şiirler HİÇ NOKTASINDA yapıtta…
SEFA BEHÇET AYSAN (1949~1973)
Kendine özgü söylemleriyle şiirlerinde yaşamadan, topluluğa doğru bir evrilme görülür der… Neval Savak ben duygusundan soyutlanmış yaşadığı çağın tanığı olan kırılgan bir şairimizin Acı, mor, hüzünler olsun her şiirinde yer alan sözcüklerdir.
Ah! sevgilim derdin, ölüm/ Ne kadar çoktu yaşantımızda
(Unutulmayan ŞİİR)
ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER(1948~1973}
1970 Mayıs ayında sabaha karşı 03’te sokakta yaralı bir halde bulunmuştur. Şiirlerinde gece, kan sözcükleri dizelerinde bulunur. Gece, kan sözcükleri yaşantısını sonunda da gerçekleşmesi bu çakışma çok ilginçtir,
Biley şiirinde kanım deniz suyudur. /Saçlarımı besliyor..
Atatürk’ün karanlıkla ilgili bir anısını yer vermiştir karanlıktan korkanlar bir insanın ne yaşına, ne de başarısına ne de liderliğine bakar korku canlılara ait bir duygu bir irkilmedir.
ORHAN VELİ KANIK 13 Nisan 1914 doğumlu 14 Kasım 1934 ölümü
“Ölürüz diye mi? Üzülüyoruz/ ne ettik ne gördük, şu fani dünyada Kötülükten gayrı?”
Bu yazı dizisinin ortaya çıkış nedeninin bu dizeler olduğunu açıklar yazarımız. Arkadaşlarıyla geçirdiği bir gecenin sonunda eve gitmek için yolda çukura düşüp ilerleyen günlerde beyin kanaması geçirip sonsuzluğa gitmiştir. Orhan Veli, şiirleriyle hepimizde bir iz bırakmıştır sonuçta Orhan Veli deniz, kuşlar, bulutlar en çok kullandığı sözcüklerdir, Toplumsal sıkıntıları güzel sözcüklerle dizelerinde de anlatır. Şiirleri neşeli. Yaşama sevinci ile dolu renklere rastlıyoruz. Şiir geleneğinin dışında ölümü anlatan şiirleri örneklerle yazıyı bitiriyor N. Savak.
Yaşamak şiirinde: Biliyorum kolay değil yaşamak
Ama bir ölünün hala yatağı sıcak
ONAT KUTLAR (1936 -1993)
Karşımıza, öykücü, eleştirmen sinemacı kişiliği ile çıkan Onat Kutlar hayatın inceliğine şiir dokuyandır. Neval Savak şairlikten haberi olmayanların toplumsal duyarlılığı ile bir cesur yürekmiş gibi anlatmış, mitolojinin gelenekleri insanların nasıl yaşadığını gözleme dayalı anlatmıştır. Eserlerinde mitolojiye yer vermiştir.
Mart İçin Hoyrat şiirinde, “Korkarım silerler defterden bizi/Götürür ayrılığa bir tahtadan at.” der.
ENGİN GÜNCE
Şiirlerinde ölüm ve yağmur ile Ugur MUMCU ile arkadaşlığı dostluğunu şiir anlayışını oğlu Dadal Günce ile söyleşisiyle çıkar karşımıza N, Savak bu söyleşisinde daha ayrıntılı incelediğini görürüz ENGİN GÜNCE kitabın en ayrıntılı bölümüdür. Coşkulu bir anlatımla ENGİN GÜNCE’yi yakından tanır ve özümsersiniz. N. Savak abartıya girmeden gerçekçi bir anlatımla karşımıza çıkar.
Genç ölmek şiirinde: Ölüm aksın bize/ Bir dans gibi bahçemize gelsin./Gelsin otursun ılık minderimize.
SUSLAR ÜLKESİNDE KADIN
Doğumundan ölümüne kadar kadının yolculuğunu anlatmak istemiş Neval Savak güçlü bir konuya güçlü düşüncelerle duygularla yazıya dökmüş kadınların söylemek istediklerini cesurca söylemiş yazarımız sus işaretinin sadece kadınlara özgü olduğunu bundan da konuşma özgürlüğünün eril güç tarafından engellendiğini salt bu olmadığını yaşamın her yönünde bir başkasının varlığından baskıcı düşüncelerinden söz ediyor. Öyle ki ilk çağlarda kadın, tabletlerde ve buluntular da gördüğümüz kadarıyla ülkenin yönetiminde söz sahibidirler. doğurganlığı bereketle bir tutulmuştur. Orta Asya Türklerinde kadın ok atıp ata biner ve bir kısıtlama görmeden ailesini de savunur anneliğini de savunur ve rahat yaşar. Yıllar geçtikçe eril düşüncenin baskısıyla karşılaşır. Bu düşünceler toplumda yer bulunca kadın geri plana itilir. Bugünkü toplumlarda gelenek ve görenekler din baskıları ve ses çıkarmadıkları bu duruma razı olan kadınlar çoğunluğu da göze çarpar. mücadele edenler bir kısım başarılara imza atsalar da geniş kitlelere ulaşamazlar belli haklardan da ileri gidemeyiz buna rağmen ülkemizin kuruluşundaki liderimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’e kadınlarımız çok şey borçludur. Kadınları köle ,cariye durumundan seçme seçilme hakkı verilmesi, toplumun her düzeyinde görev alma ve yeteneklerini geliştirme yasalarla bir önünü açmış ve güvence altına almıştır daha gidecek yolumuz, haklarımız vardır.
Yazarımızın son cümlesi çok çarpıcıdır: KADIN Sana suçlar ülkesi bırakmayacağım susmadan konuşacağım.
AİDİYETSİZLER
Bu bölümde kadın ve kadın hakları dünya üzerinde kadın konularının üzerinde durulmuştur, Cumhuriyetle birlikte gelen kadın haklarımız batıdaki kadınların var olma mücadelesi güçlü mücadeleyle içten içe dokunuşlarıyla anlatmış. Kitabın derinliği konuya hakim oluşu ve aktarılmış biçimi, gerçekliği yazılara değer kazandırmıştır. Kadınların mücadeleci ruhu Neval SAVAK güçlü kaleminde başarılıdır. Dünya sorunlarını dile getirir ve göz önüne serer.Yazın dünyasında güçlü bir sestir. NEVAL SAVAK var ol nicelerine ulaşman dileğiyle…
Cüneyne Dergisi, Sayı 26