ÖNSÖZ
Hayat, zaman zaman en karanlık dehlizlerinden geçirir insanı. Kayıplar, hayal kırıklıkları, sessiz bekleyişler… Bazen umut bile küser insana. Ama tam da böyle anlarda, içimizde sönmeyen bir kıvılcım olduğunu fark ederiz: Yaşama tutunma arzusu.
“Bir Umuttur Yaşamak”, bu kıvılcımın izinden yürüyenlerin, düşüp kalkmalarına rağmen vazgeçmeyenlerin hikâyesidir. Her sayfada, insanın içsel gücünü yeniden keşfetmesini sağlayan, kalpten gelen bir çağrı vardır: “Ne olursa olsun, devam et.”
Bu kitap, umudun soyut bir kavram değil; yaşanmışlıkla yoğrulmuş, acıyla biçimlenmiş ama sonunda ışığa ulaşan bir gerçeklik olduğunu anlatmak için kaleme alındı. Geride kalanlara, yolunu kaybedenlere, yeniden başlamak isteyenlere bir dost eli, bir iç sesi olması niyetiyle…
Unutmayın, umut sadece beklemek değil; her şeye rağmen yeniden denemektir.
Keyifli okumalar dileğiyle,
Arif Deniz
Sessizlik, bazı acıların sesidir. Kalabalıklar içinde yapayalnız kalan bir insanın, kendi iç çığlıklarını bastırmak için suskunluğa sarılması gibi… İşte ben, o sessizliğin içinden gelen biriydim. Ne bir hayalim kalmıştı ne de beklediğim bir sabah. Her yeni gün, bir öncekinden daha yorgun doğuyordu üzerime.
O sabah pencereyi araladığımda, dışarıda ince ince yağan yağmurun camda bıraktığı izleri izledim uzun uzun. Sanki her damla, içimdeki boşluğu usulca okşuyordu. Yaşamın bana ne kadar hoyrat davrandığını düşünürken, yine de içimin bir köşesinde sönmeyen bir kıvılcım vardı: umut… Her şeye rağmen kaybetmediğim, beni her sabah yeniden uyandıran tek şeydi.
Belki de insan, acıyla tanıştığında başlar gerçekten yaşamaya. Kalbi kırıldıkça büyür, sevdikçe eksilir, kaybettikçe tamamlanır. Ve bir gün, tam da en karanlık yerde, küçücük bir ışık belirir. Adını koyamazsın hemen, ama bilirsin: Bu, yaşama sebebindir.
İşte o sabah, en çok unuttuğum şeyi hatırladım:
Bir umuttur yaşamak…
Dertlerimiz bizi alıp götürdü bu diyarlardan. Gençliğini yaşayamamak, nasıl bir his hiç kimse bilemez. Bunu ancak yaşayan insanlar bilir. Kapıların yüzüme kapanması nasıl bir his. Uyumak istiyorum bir daha hiç uyanmamak üzere.
Hayat bazen sessizce çöküyor insanın üzerine. Ne zaman başladığını bile fark etmeden, bir şeylerin ters gittiğini seziyorsun. Yorgunluk, baş dönmeleri, açıklanamayan hisler… Herkes “ergenliktir” derken, sen içten içe bir şeylerin değiştiğini biliyorsun. Ve sonra, tanı: Wilson hastalığı. Genç yaşta verilen bu ağır isim, bir anda seni başka bir dünyanın içine çekiyor. Anlamadığın terimlerle dolu raporlar, gözlerinde beliren sarı ışıklar, ellerinde titreyen bir gelecek… Ama işte tam da o anda başlıyor mücadele.
Ben şu anda tam 31 yaşındayım. O kadar derin, o kadar durgunum. Şimdi size uzun bir hikaye anlatacağım. Derin bir nefes alın ve okumaya başlayın. Bu kitap, bir önceki kitabımın tamamen detaylandırılmış hali. Bu kitapta da umudum o ki kendinizi bulursunuz, haydi başlayalım.
Benim adım Arif, ben Wilson hastası bir fidanım. Bu hastalığa tam 14 yaşında yakalandım ve çok ızdıraplar çektim. Ailem yanımda olmasaydı bu ızdırapları atlatamazdım. Gerek annem, gerek babam, gerekse yakın çevrem beni tanıyan insanlar.
Buradan sipariş edebilirsiniz…






