İzmir’de Kök Salmış Bir Edebiyat Çınarımız Mehmet Sadık Kırımlı İle Söyleşi
Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya
Kamil Akdoğan, Hatice Eğilmez Kaya: Ülkemizde ve İzmir’de eski edebiyat ortamı ve yeni edebiyat ortamını karşılaştırmanızı istesek neler söylersiniz? Edebiyat yolculuğunuzu bu bağlamda bizim için özetler misiniz?
Mehmet Sadık Kırımlı: Balıkesir Ticaret Lisesinde okurken Leyla Hoca Hanım vardı. İstanbul’dan gelen bir edebiyat öğretmeniydi kendisi. Şiiri çok severdi. Daha ilk dersinde bize şiirden söz etti ve dönemin önemli şairlerinden şiirler okudu. Onun bu davranışı ilgimi çekti, baktım gayet güzel şeyler söylüyor, güzel şeyler anlatıyor. Hocamın da sesi güzel, anlatım tarzı güzel. Hayranlıkla dinledim öğretmenimi. Ders bitti. “Haydi” dedi, “bahçeye çıkın, dinelenin!” Teneffüste hemen öğretmenimin yanına gittim. “Hocam” dedim, “çok affedersiniz. Ben, şiirle ilgili biriyim. Dersiniz çok hoşuma gitti, ne güzel şiirler okudunuz. Şiiri seviyorum fakat yakından tanımıyorum, sizi dinlemek beni çok etkiledi .”
Benim sözlerim üzerine bir kahkaha attı. “O zaman şurada biraz oturalım” deyip öğrenciler için bahçeye konan bankları gösterdi. Oturduk. Bana şiir hakkında bilgiler verdi. “Şiir, bu ülkede hakkıyla gelişmedi ama gelişeceğine inanıyorum.” dedi. Dönemin ünlü şairlerinden söz etti. Orhan Veli, Melih Cevdet, Cahit Sıtkı Tarancı, Behçet Necatigil… O yaştaki bir çocuk için güzel şeylerdi dinlediklerim. Sonrasında kütüphaneye gitmemi salık verdi. O anda kafamda şimşek çaktı.
Bu olaydan sonra kent kütüphanemizin müdavimi oldum. Ahmet amca isminde bir kütüphane memurumuz vardı. Kütüphaneyi kütüphane kılan kişi oydu. Kitaplarla ve edebiyatla arası iyiydi. Kütüphane postanenin karşısındaydı. Onun arkasında da bizim evimiz vardı. Yağmur demez, çamur demez kütüphaneye giderdim. Ahmet amca sağ olsun, bana şiir kitaplarını seçer seçer gösterirdi. Faruk Nafiz Çamlıbel, Fazıl Hüsnü Dağlarca… derken birçok şairin şiirleriyle o yaşta tanışma imkanım oldu.
Edebiyat öğretmenimiz Leyla Hanım’ın İstanbul’a tayini çıktı. Öğretmenimiz gitti fakat şiir sevgisi kalbimde filizlenmişti artık. Bu ilginin devamı geldi. Usta şairleri okumaya başladım. Sonrasında gelen edebiyat öğretmenimiz de sağ olsun benimle duvar gazetesi çalışmaları, tören hazırlıkları konusunda iletişim halindeydi hep. Özellikle şiir konusunda okulumuzun seçkin öğrencisi konumuna geldim.
Böyle… Yavaş yavaş edebiyat sevdası düştü içime… Üniversite hayatı başladı. Elbette Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet, Cahit Külebi, İlhan Berk, özellikle Nâzım Hikmet, İkinci Yeniler, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever… derken hayran olduğum şairlerin şiirleriyle yoğruldum. Allah rahmet eylesin Ahmet Oktay’la TRT yıllarımızda çok derin arkadaşlığımız oldu. Şiir hayatım zaman içinde serpildi. Şiir sanatında kitap okumak ağaç dikmek gibidir. Hiç durmadan okudum. Şiir üzerine çalışmalar yaptım. Şair kimliğimi geliştirdim. Sonrasında da kendi kitaplarım sökün ettiler. Edebiyat, zaman içinde hayat tarzım halini aldı. Bu yaştan sonra öyle kolay kolay vazgeçilmeyecek, zaten de vazgeçmek gereksiz , bir alışkanlık oldu bende kitaplar, şiir, edebiyat… Edebiyat ve şiir inat işidir, bağlılık ister.
Bizim kuşak şiir konusunda müthiş tartışmalara girerdik. Fakat asla bu tartışmalar bir düşmanlığa dönüşmezdi. Ne yapar eder tartışmalarımızı üretime dönüştürür, asla kin tutmazdık. Özellikle İzmir’de edebiyat ortamını belediyelerin destekleri ayakta tutardı. Günümüzde belediyeler artık şiire, sanata, kültüre hakkıyla destek veremiyorlar. Felsefe toplantılarımız olurdu. İlimizden ve farklı illerden akademisyenler bu toplantılarda konuşur, tartışırlardı. Hazırladığımız toplantılar aydınlar ve halk arasında karşılık bulurdu. Şimdi edebiyat dünyası kalabalıklaştı fakat kaliteli eserlere ulaşmak daha güç hale geldi.
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: Son günlerde ülkemizde ve dünyada son derece üzücü olaylar oluyor. Özellikle dünyamız yaşanabilir bir yer olma özelliğini git gide kaybetmekte. İçinde bulunduğumuz durumun nedenleri ve içinde bulunduğumuz karanlığın aydınlanabilmesi için ne gibi çözüm önerileriniz olacaktır?
- Mehmet Sadık Kırımlı: Dünyada da ülkemizde de kıskançlık ve düşmanlık duygusu yaygın hale geldi. Savaşların, kıyımların, sömürünün temelinde bu duyguların etkisi son derece fazla. Ben her türlü sosyal ve kültürel bozulmaya çözüm önerisi olarak sanatı, özellikle şiiri çözüm yolu olarak görüyorum. Şiir aynı zamanda en sıkı muhalefet yöntemidir. Şiirde duygular kadar aklın ve bilginin de yer etmesi şiirin şifacılık özelliğini geliştirir. Günümüzde medya da kitleleri yönlendirmekte etkin görev alıyor. Özellikle sosyal medyaya önem verildiğinde olumlu gelişmeler sağlanacağını düşünüyorum. Halkın yönetilmesi konusunda art niyet sahibi kişilerce de kullanılabilir medya. Bunun için halkın bilinçlendirilmesi gerekir. Temiz ve doğru bilgiye ulaşım çoğu derdimize deva olacaktır. Sanat eserlerinin tümü özellikle şiir başlı başına bir eylemselliktir.
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: Edebiyat dünyamızda yıllardır duruşunu yitirmemiş şairlerimizden birisiniz. Poetik duruşunuz hakkında bilgi vermeniz istendiğinde neler söylersiniz?
- Mehmet Sadık Kırımlı: Fransız şair Baudelaire “Şiir bazen küçük ve yaramaz bir çocuk gibidir. Nerede ve ne zaman, ne yapacağı belli olmaz, gülerken ısırıverir sevdiklerini” der. Ben de şiirin yerinde durmaz özelliğini önemserim. Şiir haksızlığa hiç gelemez. Yeri geldiğinde başkaldırmasını da bilir. En eski çağlardan beri var olan şiir durmadan gelişerek ve her geçen gün ilerleyişini sürdürerek varlığını koruyor. Bana göre şiirin özü dildir. Kendisine özgün bir dil evreni oluşturabilmiş olanlar gerçek şiire ulaşma konusunda her zaman binlerce adım öndedirler. Şiir aynı zamanda bir büyüdür. Ve öyle olması gerekir. İnsanı değiştirmekte maharetlidir. Hem bireysel hem de evrensel evrimimizde şiirin yeri asla yadsınamaz.
Yaşarken ve üretirken en güçlü rehberimiz deneyimlerimizdir. Aslında şöyle söylememiz gerekir deneyimlerimizden aldığımız derslerdir bizim yolumuzu gerçek anlamda aydınlatan. Yıllar belki de en çok bu işe yararlar. Şiirde de bu böyledir. Elbette bizden önceki usta şairlerin deneyimlerini de işin içine katmalıyız. Onların deneyimlerinden faydalanmak için ise okumak, okumak, okumak… derim. Şiir okumayan hiç kimse şiire yaklaşmamalıdır. Çünkü şiir saygıdeğer bir uğraşıdır.
Yıllar içinde birçok şiire imza attım. Hal böyle olunca kendimi tekrar etme tehlikesi ile de karşı karşıya kaldım. Bu tehlike karşısında konu ve tema zenginliğini önemsemek bizi güçlü kılar. Toplumu, insanları incelemek, onlardan asla uzaklaşmamak gerekir. Şiire ve topluma karşı saygımız varsa az ama öz ve güzel şiir yazma alışkanlığı edinmeliyiz. Şiir her şeyden önce emek ve titizlik ister. Özellikle emekli olduktan sonra şiir uğraşıma daha fazla zaman ayırabildim. Şiir sevgili gibidir, kendisiyle üstün körü ilgilenilmesinden hoşlanmaz. Üzerine titrenmesini ister. Bu isteğinde de yerden göğe kadar haklıdır.
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: İmgenin modern şiirdeki yeri ve önemi hakkında neler söylersiniz?
- Mehmet Sadık Kırımlı: İmge bir anda kafanızdaki bir ezberi tamamen yıkma yetenek ve yeterliğine sahiptir. Şiirde sözcükler şair tarafından dilin bütün olanakları zorlanarak, şaşırtıcı bir biçimde kullanılmayı bekler. Doğru ve etkin şekilde kullanılan bir imge bambaşka bir bakış açısı kazandırır okura. Tam anlamıyla şaşırtır bizi. Eğer bir şiir bizi şaşırtmıyorsa bir bakıma bilenini yineliyor, daha da kötüsü değişmesi gerekeni aynı bırakıyor demektir. Bilinen bir şeyi yeniden öğrenmeye çalışmak hiçbir anlam ve değer içermez. Modern şiirde imge okurun düş dünyasını genişletmektedir. Daha geniş bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Şiir yazarken şair, duygu ya da düşüncesini anlatırken doğrudan doğruya göstermeyi tercih etmemelidir. Dolaylama, ima etme, gizil yönler bırakma şiiri düzyazıya kayma olasılığından korur. İmge yalnızca şiirde değil denemede, öyküde, romanda daha doğrusu düzyazıda da önemli ve gerekli bir dil öğesidir. Tüm edebi türlerde düşünmek, anlam üretmek, ancak ve ancak yeni ve farklı söyleyişler elde etmekle mümkündür. İmge işte bu amaca hizmet eder. Elbette ölçüyü aşmamak koşulu ile…
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: Edebiyatta aşk desek neler söylersiniz?
- Mehmet Sadık Kırımlı: Konuyla ilgili olarak ilkin sevgi ve aşk kavramlarını kıyaslama gereği hissediyorum. Bu iki kavram özleri bakımından iç içe girmişlerdir, sık sık da birbirleriyle karıştırılırlar. Oysaki birbirlerinden önemle ayrı tutulmalıdırlar. Aşk bir kıvılcımdır, sevgi ise kalıcı bir ışık kaynağı gibidir. Aşk daima mutluluk demek değildir. Bazen mutsuzlukları barındırır. Aragon’un “mutlu aşk yoktur” dediği gibi… Sevgi ise huzur ve mutluluğun güvencesi demektir aynı zamanda. Bu ve benzeri nedenlerden ötürü aşk şiire ve edebiyata; şarkılara, türkülere, farklı sanat türlerine sevgiden daha çok esin kaynaklığı eder. Hiçbir sanatçı hele hele şair yoktur ki yolu aşktan geçmesin. Bununla birlikte aşk dillere pelesenk olmuş durumdadır da… Çağlar içinde aşk temasının içinin boşaltıldığı bile söylenebilir. Aşk yüce bir duygu olsa da onun kalplerde uyandırdığı tepki gelip geçicidir. Özellikle şiir aşkı bu gelip geçicilikten kurtarır ve daha kalıcı, daha anımsanır hale getirir.
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: Şiir ne değildir?
- Mehmet Sadık Kırımlı: Bu sorunuza maddeler halinde yanıt vermek isterim.
Şiirde düşünceler duygularla süslenmeye çalışılmamalıdır. Benim değerlendirmeme göre aşırı duygusallığın da süslenmiş ve abartılmış düşüncenin de şiire fazladan bir katkısı yoktur.
Şiir kuramlar aracılığıyla yönlendirilmemelidir. Şiir ne kadar özgür bırakılırsa o derece şiir kalabilecektir.
Şiirde öz, anlam ve biçim iç içedir. Ayrı değildir. Şiir parçalanmaz bir bütündür. Onları ayrı ayrı ele almak doğru olmayacaktır.
Şiirin öğreticilik görevi yoktur. Şiirin öğreticiliği konusunda iddiada bulunanlar diğerlerine oranla silinip gitme tehlikesine her zaman daha yakındırlar.
Şiir propaganda aracı hiç değildir. Özellikle propaganda amacı güdülen şiirlerin çoğu estetik değerlerinden ödün verirler. En iyi şairler bile bu konuda başarısız olabilirler. Şiir slogan değildir.
Şiir araç değildir. Bir şairin herhangi bir tezi kastetmesi doğal ve kaçınılmaz olsa da şiiri salt araç olarak görmek yanlış bir tutumdur.
Şiir özgür olsa da başıboş değildir. Her şairin biçem sahibi olması temel bir gereksinimdir.
- Kamil Akdoğan – Hatice Eğilmez Kaya: Edebiyatta eleştiri sizce gerekli midir?
- Mehmet Sadık Kırımlı Sanat eserlerinin her biri ayna özelliği taşır. Elbette her sanatçının kurguladığı ayna, gerçeklik ve kurgu algısı farklıdır, farklı olmalıdır. Buna göre edebiyatta eleştiri kavramı gereklidir. Eleştiri edebiyata felsefi derinlik kazandırır. Her edebiyat akımı bir öncekinin eleştirisinden doğmaktadır. Yine her edebiyat eseri bir başka eserin / eserlerin eleştirisi olarak da değerlendirilebilir. Burada eleştiri ve yerginin ya da saldırının birbirine karıştırılmaması gerekir. Eleştirinin amacı iyi ve güzel sanat eserine ulaşmaktır. Böylece yol göstericilik sorumluluğuyla hem okuyana hem de yazana katkı sağlayacaktır. Sanatta eleştiri, estetik ölçütlerin yerinde kullanımıyla güç kazanır. Nesnellik, güvenilirlik ve bilimsellik ölçütleri de eleştirinin olmazsa olmalarıdır. Üstelik eleştiri bir edebiyat eserinin başka bir bilinçte yansıma bulabilmesidir yazarı ya da şairi açısından şans ve değer anlamı içerir.
Sevgili Mehmet S:adık Kırımlı’ya en içten teşekkürlerimizle. Nice verimli sanat yılları diliyoruz.