[ad id=’11694′]

Öykü: Arayış / Yazan: Gülten Ağrıtmış

Öykü: Arayış / Yazan: Gülten Ağrıtmış Büyük bir gürültü odayı doldurunca bir an duraksayıverdi. Sonunda bir tanesi kırabilmişti pencerenin camını. Hedefsiz bir seçenekti camın kırılması, istemlerin yönünde. Bir an uçuşan perde dış dünyanın varlığını hissettiriverdi bedeninde. İçeriye doluşan havanın serinliğini duyumsayıverdi benliği. Elleri bir an başını sarmaladı. Bir arayış mıydı bu? İçgüdüsel yüzüne uzanan bu…

İyilik

İyilik (Hatice Eğilmez Kaya’dan bir öykü) Spot:  Kapının otomatiği kendine has bir velveleyle açıldı. Sahibinin öfkesine tercüman oluyor, emrine amadeliğini kanıtlıyor gibiydi. Sanki annemden önce o başlamıştı söylenmeye. Çocukluğumdan beri annemin sadece bize değil, etrafındaki her şeye sözü geçiyor gibi gelirdi bana.   Hükümsüz İyilik “İyiliğimi kaybettim hükümsüzdür”   Hatice Eğilmez Kaya   En yakın…

FERİDE

FERİDE O gün her zamankinden erken uyanmıştı Feride. Ama yataktan kalkmadı. On bir yaşındaydı ve gözlerini ilk kez annesini görmediği bir sabaha açıyordu… “Akşeher”e giden trende tek kişilik yer kaldığı için, anasının kucağına minik yeğeni Şükriye’yi koymuşlardı. Kalanlar arkadan gelecekti. Fransız askerlerinin istasyonu ve şehrin kilit noktalarını ele geçirmesiyle başlayan korku giderek büyüyordu “Afiyon”da. Ama…

ŞUBAT KIZI

ŞUBAT KIZI Bazı hikâyeler vardır insanı sürükler, kanını dondurur. Özellikle bu hikâyeler kışın soğuğunda yaşlı birileri tarafından anlatılmışsa. Ve o kişi olayı sanki yaşamışçasına anlatırsa. Şimdi anlatacağımız hikâye bunlardan birine örnek: Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Aylardan şubat. Sedat o gün iş dönüşü arkadaşlarının bir bara gidip kafaları çekme fikrine nedense bu kez karşı koymayı…

BOŞLUKTA YÜZEN ADAM

BOŞLUKTA YÜZEN ADAM Ne zaman biri bana kim olduğumu sorsa, kimliksiz sokak ve caddelerde gezinmenin üzüntüsünü duyarım… Kimliği henüz oluşmamış, beyhude zamanda sevginin tadını doya doya alamamış, yalnızlık dolambacında sıkışmış ben, ben olamazdım bu saatten sonra…” Celladımsın ey zaman” diyen Ann Chamberlın sanırım haklıydı… Sokakları anlamsız ve günahsız turlayan ayaklarım, beni bir yerlerde unutulmuş bir…

Aalen - Antakya Kültür Derneği 2010 Dr. Yahya Kanbolat Öykü Yarışması

CEMİL BEY

CEMİL BEY 2010 Yahya Kanbolat Öykü Yarşması’nda ikincilik alan öyküm:   CEMİL BEY Onu ilk kez bir hastane odasında çekilmiş fotoğrafta tanıdım. Yatağın ucuna eğreti oturmuştu. Apak saçlarıyla objektife mağrur bakmaya çalışan, ama artık son nefesini vermeye sayılı günleri kaldığını her haliyle belli eden bir ihtiyardı. Hemen yanında, onunla aynı karede yer almaktan duyduğu gururu…

BİR ÖYKÜ: SELEVKOS SİKKELERİ

BİR ÖYKÜ: SELEVKOS SİKKELERİ Serkan, dönem sonu projesini seçerken hiç zorlanmamıştı. Birçok arkadaşı bu işi son güne kadar savsaklayıp ordan burdan aldıkları gelişigüzel metinleri proje diye sunmaya kalkarken, o; yapacağı çalışmanın tamamen kendi ürünü olmasını özellikle istemişti. Tarih bölümü öğrencisiydi ve bu bölümü isteyerek kazanan sayılı öğrencilerden biriydi. Hocaları da bunu biliyordu ve ona özel…

BİR ÖYKÜ: ÇOK ÖZEL BİR BULUŞMA

BİR ÖYKÜ: ÇOK ÖZEL BİR BULUŞMA Haziran ayının son günleriydi. Sıcaklar henüz daha bastırmamıştı… Çiftliğe yerleşeli bir hafta olmasına rağmen günler öyle çabuk geçmişti ki, sanki daha dün gelmiş gibi duyumsuyordu kendini. Eğrice gölünün Sefa tepesine bakan kıyısında, büyük büyükbabasından kalma bir konaktı burası… Yüz sene kadar önce bir Rum aileye ev sahipliği yapıyordu ama…