Hatice Eğilmez Kaya

[ad id=’11694′]

Bir Esatir-i Evvelin Düşü: Sabahattin Ali Olayı (Kemal Bayram)

  Yaşadığım şu birkaç güne Sabahattin Ali damgasını vurdu. Kemal Bayram’ın kaleme aldığı ‘Sabahattin Ali Olayı’ adlı kitabı yenice bitirdim. ‘Edebiyat dünyamızdaki kıymetli bir şahsiyetin katlediliş öyküsü’ olarak verilebilir eserin künyesi.   Öyle hazin, öyle karmaşık bir yaşanmışlıkla karşı karşıya kaldım ki bu kitabın satır aralarında, akıl ve kalp ülkemde kabuslara yol açtı okuduklarım. Düşlerimden…

Savunma mı Saldırı mı

    Satrançta pek iyi olmasam da kurallarını bilir, zaman zaman düşe kalka oynarım. Satrancın akıl ve taktik oyunu olduğu hepimizin malumu. Bazen uzun uzun, bazen de seri düşünmeyi gerektirir. Felsefi ağırlığı vardır üstelik. Dünya hayatının karmaşık manevralarını anımsatır bana.   Kısa süre önce eski, kırmızı bir halıyı başkahraman seçmiş ve onun öyküsünü yazmıştım. Öykü…

Asla Vazgeçme, Umut Kaf Dağı’nın Ardında Olsa Bile

Asla Vazgeçme Umut Kaf Dağı’nın Ardında Olsa Bile Asla Vazgeçme, Hüseyin Yalçın tarafından hazırlanmış bir öyküler seçkisi. Aralarında kendisinin de olduğu on iki yazarın toplam 51 öyküsü var bu kitapta. Aralık 2019’da birinci baskısı yapılan kitabın editörlüğünü ise Hatice Eğilmez Kaya yapmış. Yazarların ortak özelliği Uşaklı olmaları ya da Uşak’a olan gönül bağları… Kitabın hemen…

yoktun sen

yangın kanatsızca kuş, gelir konar gönle!   yaramaz bir bulut varlığın, üzerimden geçer vakitsiz. lale çalan her akşamüstü içli ağıtlar tekrarlarım. dilim tutsak, nefesim hain, ufaldıkça ufalır adımlarım…   karmaşıktır heceler, aşkın her hali yalın. avuntuysa badı saba, dalında solan güle, hükümsüz kalmalı dağınık bahçelerin aldatılmış mevsimleri de…   parmaklar sırılsıklam efkâr, vur hançerini onulmayan…

iki ayrı tutsak

iki ayrı tutsak kederimden ödünç al nakkaş biraz da neşemden avuç içindeki laleyi turuncuya çal sonra bırak bulansın bütün bahçelerimiz hüzne baştan ayağa   evvel zamanlardan birinde nakkaşın sehpasında okkası oynardı yerinden şairin kalbi titrerdi uzak sahillere nazır fildişi kuleleri arşınlayan iki ayrı tutsak   asma bahçelerinde kanatları kağıttan tuti kuşları. kimi zaman gizlenir antik…

Utangaç Saka Kuşu

Utangaç Saka Kuşu Şubat geleli henüz bir hafta ya olmuş ya olmamıştı. Fakat kumrular, kuşluk ve öğlen sonrası şarkılarına başlamışlardı, öyleyse bahar yine kapıdaydı. Ne demişler efendim; önce hamsin, sonra bahar! Onuncu kattaki evimin penceresinden kilometrelerce uzaklıktaki ormana baktım. Kış uzun eteklerini toplamış, başka diyarlara doğru yola çıkmıştı bile. Havada ilkyazın müjdecisi bir aydınlık vardı,…

hatıralar düşer

hatıralar düşer   baharda açar yepyeni olan her şey belki. bulutlar yürür üzerimizden, bulutlar denize doğru… bir çift martı kanadı dünya bir beyaz yelken!   gel ey antik şehrin nakkaşı! yokluğunu sorgula parmak uçlarımdan. öyle bir bak ki ellerime, tırnak diplerim kanasın mahcubiyetimden.   unut hepsini bu akşam. ne cehennem ne araf, ne de deprenmesi…

karantina suskunluğu

karantina suskunluğu emeğim iki paralıktır benim, alınıp satilmadan pazarlarda üstelik! ölümüm rakamlardan ibaret; sevmek ve sevilmek ayrı serencam, kırık dökük, ağlamaklı… öyle bir uyudum ki uyanamadım. gökyüzünde allı pullu turna değilim artık… salkım saçak tellerimden vuruldum! yorgun, kalabalık ve sahipsiz meydanlarda göçebe gezen beyaz güvercinler kadar sayılmazım aslında… evler neşeli, sevecen hem de hüzünlüdür her…

İslâm Tasavvuf Düşüncesi Işığında Ma’rifetnâme’de Toprak Anlayışı

İslâm Tasavvuf Düşüncesi Işığında Ma’rifetnâme’de Toprak Anlayışı “Maneviyat erleri, toprak gibi olmalıdır. Toprağa kötü şeyler de atılır. Fakat toprak, hep iyi şeylerle karşılık verir.”Cüneydi Bağdadî[1] İslâmiyet çağlar boyu süren gelişim sürecinde, tefekkür alanında birtakım manevî farklılıklara sahne olmuştur. Bu farklılıklar genel anlamda çeşitli tasavvuf anlayışlarının doğmaları ve yayılmaları şeklinde kendini göstermiştir. Tasavvuf düşüncesinin meydana çıkış…

Özlemek Kavuşmanın Yarısı

Üst üste her iki çocuğu da kızamık çıkarmıştı. Önce kızı, sonra da oğlu… Bu tür hastalıklara kardeşlerden birinin yakalanması, diğerinin onun peşi sıra hastalanması olağan vakalardandır. Kızı oğlundan küçüktü. O, ağabeyinden daha hafif atlatmıştı hastalığı… Yediği lezzetli kızamık şekerleri de yanına kâr kalmıştı. Fakat oğlu bir türlü halk arasındaki deyimle kızamık dökemiyordu. Ateşleniyor, ateşiyle kendinden…