ANTAKYA-İSKENDERUN ETRAFINDAKİ TÜRK DAVASININ TARİHİ ESASLARI
GİRİŞ
HİTİT TARİHİNDE ŞİMALİ SURİYE’NİN EHEMMİYETİ VE ESKİ İMPARATORLUK ZAMANINDA HALEP-BABİL SEFERİ
HURRİLERİN MENŞ’LERİ VE 2 inci BİNDE ÖN ASYA VE MISIR’DA YAYILMALARI
ŞİMALİ SURİYE’DE HURRİLER
YENİ İMPARATORLUK ZAMAMNINDA HİTTİLER TEKRAR ŞİMALİ SURİYE’YE İNİYORLAR
HİTİT İMPARATORLUĞU DAHİLİNDE ŞİMALİ SURİYE
YENİ HİTİTLER DEVRİ
YENİ HİTİTLER DEVRİNDE ŞİMALİ SURİYE
YENİ HİTİT KONFEDERASYONUN MERKEZİ KARGAMIŞ
ZENCİRLİ VE SAM’AL KRALLIĞI
HATTİNU KRALLIĞI
HÜLASA VE NETİCE
Antakya-İskenderun Türk Davası Nedir?
Antakya-İskenderun Türk davası, günümüzde Hatay olarak bilinen bölgenin tarihsel, kültürel ve siyasi açıdan Türkiye’ye katılım sürecini ifade eden önemli bir mücadeledir. Bu dava, özellikle I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesiyle birlikte ortaya çıkmış ve bölgenin statüsü uluslararası bir mesele hâline gelmiştir.
Mondros Mütarekesi’nin ardından Fransız işgali altına giren Antakya ve İskenderun, uzun süre Suriye mandası içerisinde değerlendirilmiştir. Ancak bölgede yaşayan Türk nüfusun yoğunluğu, kültürel bağlar ve tarihsel aidiyet, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu bölge üzerindeki hak iddiasını güçlendirmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözüyle de vurguladığı bu süreçte, diplomatik girişimler ve uluslararası müzakereler sonucunda Hatay 1938 yılında bağımsız bir devlet olmuş, ardından 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır.
Antakya-İskenderun Türk davası, yalnızca bir toprak meselesi değil; aynı zamanda bir kimlik, aidiyet ve tarih mücadelesi olarak da değerlendirilmektedir. Bu süreç, Türkiye’nin diplomasi yoluyla elde ettiği önemli başarı örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Dergi, kitap, yazı, ürün gönderebilirsiniz




