[ad id=’11694′]

KIYI DERGİSİ – SAYI 206 – OCAK ŞUBAT 2009

İÇİNDEKİLER “mustafa”nın düşündürdükleri – ethem doğan “ne içindeyim zamanın” – hüseyin atabaş halk albümünde bir güzel fotoğraf ceyhun atuf kansu – ibrahim dizman çağdaş şiirin özgün b.r damarı – attila ilhan – ahmet özer çocukluğa uçurtma – ali mustafa karadenzi’den dünyayı kucaklayan ses fuat saka – mehmet akif ertaş “bir ömür bir şiir” ümit taş

DAR SOKAK DERGİSİ Aylık Edebiyat Dergisi Yıl 2 Sayı 6 Ocak

DAR SOKAK DERGİSİ Aylık Edebiyat Dergisi Yıl 2 Sayı 6 Ocak İÇİNDEKİLER 2008 yılı değerlendirmeleri 2008 Antakya Edebiyat Ortamı- Murat Altunöz 2008’de Edebiyat, Dergiler ve Şiir – Abdullah Şevki 2008 yılı Dergiler Değerlendir – Koridor Dergisi Editörü Levent Özbek Şiirleriyle Gül Saatlerine Yolcu ( Şiir ) – Arife Kalender  Açık Metin ( Şiir Çeviri) Macit…

ELİZ DERGİSİ – SAYI 1 – OCAK 2009

BU SAYIDA ŞABAN AKBABA YILMAZ ARSLAN NİHAT BAYAT YAŞAR BEDRİ ŞEREF BİLSEL SAMİM SADIK / HALUK CENGİZ GÜLÜMSER ÇANKAYA SONER DEMİRBAŞ NURİ DEMİRCİ ÖZLEM TEZCAN DERTSİZ BETÜL DÜNDER BOJDAR GRAZEV HİLMİ HAŞAL OGÜN KAYMAK İLHAN KEMAL MEHMET SADIK KIRIMLI OSMAN NAMDAR HAMDİ ÖZYURT NECMİ SELAMET ÇİĞDEM SEZER CELAL SOYCAN MUHARREM SÖNMEZ İHSAN ÜREN PELİN YILMAZ

TAMAM, ERZURUMLU TANKOLAŞMASIN, AMA…

Tarihe ve tarihi eserlere özel bir ilginiz varsa Erzurum tam da gitmeniz, görmeniz gereken bir yer. Sakinlerinin 2011 Üniversiteler Olimpiyatı’nı gözlediği bu şehir Ankara’dan uçakla 1 saat 15 dakika sürüyor. Orada geçmiş yıllarda  kısa dönem askerlik yaparken tam 23 saat süren bir tren yolculuğunu da hatırlatmam gerekir elbette. Şimdi belki bu kadar olmasa da yine…

KİTAP LİSTESİ

Aşağıdaki listeyi değerli blog arkadaşım arzu55 ‘in “sobe”si üzerine hazırladım. Bu liste en beğendiğim kitaplardan bir demet. Altı yerli altı yabancı seçtim ama ismini ya da yazarını hatırladığımda keşke onu da alsaydım diyebileceğim eserler mutlaka olacaktır. YERLİ ROMANLAR     1. İnce Memed / Yaşar Kemal   2. Azap Ortakları / Erol Toy   3. Türkün Ateşle İmtihanı…

“LALE DEVRİ ÇOCUKLARIYIZ BİZ!”

Çoğu zaman mırıldanarak söylemişizdir, ya da bir yerlerden kulağımıza takıldığında mutlaka kaptırmışızdır kendimizi güzel ezgisine. “Lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçti / Aşk şarabından kimbilir en çok hangi şanslı içti” diye…   Sanki bu şarkıyı söylerken kendimizi Çanakkale’de şehit düşen son delikanlı sanırız. İçimiz hüzünle dolar,  o günlerin –hangi günlerse!- özlemiyle yanar tutuşur, bir daha…