[ad id=’11694′]

AFRİKALI ÇOCUK

AFRİKALI ÇOCUK Az biraz gerisinde İnsanlıkla yaşıt bir asalak gölgesi Sıska damarlarında Durmak üzere olan bir devinimin Son izleri vardı   İki eli, iki dirseği İki dizi, iki ayağı Ve açlıktan bir davul gibi şişmiş başı yerdeydi Yalnızdı, Ülkesi Geleceğini çalmış sömürgecilerin işgali altındaydı Sesini Haykırabilse bile duyan olmazdı Afrika`nın İliğine dek kemirilmiş bir coğrafyasında…

BARIŞ KOŞUSU

  BARIŞ KOŞUSU   Bombalardan geriye kanlı bir toz bulut kaldı Yapılması ivedi bir görevi hatırlatan Son katliamdan ürken, nişanesi aydınlık yüzler Her metresinde engel, bir bayrak koşusuna atıldı   Yılkıya bıraktıkları düşler tırısa geçti Nal toplamaya başladı bütün silahlar Beyaz atıyla gelen yakışıklı prensti Az önce çıkmıştı milyarlarca rüyadan   Kapılarda bağlı duran savaş…

TÜLÜN ARDINDAKİ AY

TÜLÜN ARDINDAKİ AY  Gecenin bir vaktiydi Buz tabakalarından fışkırmış bir kardelen çiçeği gibi geldin Bakmadığın halde görüyordun her şeyi Tutulmuştu sözcükler seni beklerken Kısılmıştı gülüşler sesini özlemekten Sıkılmıştı değişim ataletin renginden   Ne bir sorgu vardı dilinde pişmanlığı külleten Ne bir küçük hesap sevecen yüreğinde Çok uzağa atılacak bir anahtar elinde Bir tarihi kapatırken sonsuzluğunca…

RÜZGÂRLARA DİKKAT

  RÜZGÂRLARA DİKKAT     Gök kıpırdadığında Gönlünde bir titreme yoksa Sakın kendini! Her önüne gelen rüzgâra bırakma Nereye savuracağı bilinmez bu saatte   Durduğu anda –ki duracaktır güneş doğunca- Belki sevdiklerinden uzakta Belki de Çamurların, dikenlerin içinde bir kuytuda Uyanmak da var   Ruhundaki esintiden farklıysa Rüzgâr Bastığın yeri göstermez sana Ne bir dal…

BUGÜN BİR MELEK GÖRDÜM DÜŞÜMDE

BUGÜN BİR MELEK GÖRDÜM DÜŞÜMDE   Gerçeğin kâbus olup çöktüğü anda Saniyeler acıtan kalp atışıydı Ümidin yerini korku almıştı Tam ona ihtiyacım olan zamandı   Bugün bir melek gördüm düşümde Üzülme diyordu, bak yanımdaydı Aynı duruş, aynı bakış, aynı sevecen Kendimi bir defa cennette sandım   Açtım gözlerimi gece değildi Açtım bir daha tam karşımdaydı…

TUTKUM BENİM, BELİZİM

TUTKUM BENİM, BELİZİM     Kimi bir serüvenin peşinden burda Bir kocaman sunulmuş armağanı tüketir Kimi bir gafletin dönülmez keşkesiyle Sabrından akan suyu çelikleşmeye verir      Keşkem benim; armağanım, serüvenim Belizim   Açtı aç gagasını cılız bir umut Doldurdun tıka basa çığ gibi özleminle Her adımda minicik gözler parke taşında      Şimdi bütün voltalar uzuyor…

YANLIŞLARA SON

YANLIŞLARA SON     Barışçıl bir insan diye tanır herkes beni Ama dünkü mahkeme çıkışında Hayatımda ikinci kez silah kullandım (Çavuş Talimgah Taburu’ndaydı ilki)   Harcanmış duyguların intikamını almak için Gez göz arpacıktan nişanladım yanlışlarımı Çoğunu ilk atışta vurdum Ne de kolay hedeflermiş meğerse Bir kısmı hala can çekişmede   Bir kısmı şimdilik paçayı kurtardı…

BİR STATİK PROBLEMİ

BİR STATİK PROBLEMİ   Bir statik problemiydi o ilişki Çakılıp kalmıştı tanıştığımız güne Ankastre uçlardaki  toplam moment misali Bir tek adım götürmedi  ileri   Yayılı yük gibi hırpaladı iletişimsizlik Terk ediliş en büyük kaydırma kuvveti İhmale gelmez imiş yorgunluk katsayısı Problem baştan sona fazla bilinmezliymiş   geleceği kurtarmaya hiçbir kesit  yetmedi Hiçbir çap o kadar…