Kitap bastırmak, ISBN almak ve yayın sürecini öğrenmek mi istiyorsunuz?
Bu sayfada 2026 yılına ait güncel yayıncılık rehberlerini bulabilir, kitap basım maliyetlerinden ISBN başvurusuna kadar tüm süreci adım adım öğrenebilirsiniz.
En çok okunan rehberler:
“şiir kitabı bastırmak için tıklayın”
ISBN nasıl alınır?
50 adet kitap basım maliyeti
Kitap bastırmak için ne kadar gerekir?
ŞİİRLERİNİ İNSANIN ÖZÜNDEN DAMITAN BİR ŞAİR HİDAYET KARAKUŞ’LA SÖYLEŞİ
Kamil AKDOĞAN- Hatice EĞİLMEZ KAYA
Şiir esinden yola çıksa da eğer şairince beslenmezse gölgede kalan ağaç örneği cılız kalır. Yarım asrı aşan şiir yolculuğunuz okurlarınızda gürbüz ve sağlıklı bir yapıya sahip olduğu izlenimi bırakıyor. Şiirinizin beslendiği kaynaklardan söz eder misiniz?
Yaşam o denli diri, o denli devingen ki şiir ister istemez ona ayak uydurmak zorunda. Benim şiirimde bunu gördünüzse yaşamın can damarını görmeye çalışmamdandır. Varlıkların, eylemlerin, durumların derinliğindeki insanı görmeye çalışıyorum. Yaşamın en can alıcı noktalarını yakalamaya çalışıyorum. Bunu ne denli başarıyorum bilemem. Sizden şiirimle ilgili bunları duymak beni sevindirdi.
Köyden kentten, insanın özünden damıtmaya çalıştım şiirimi. Başından bu yana ince, derin, yalın bir şiirdi ereğim.
Edebiyatın çeşitli türlerinde ürün ortaya sunabilen bir kalemsiniz. Yazınsal türlerin sizdeki yansımaları nedir?
Her yazınsal türün kendine özgü anlatım olanakları vardır. Şiir en temelidir yazının ama öteki türler de ondan beslenir bence. Halk dilinin, aydın dilinden daha varsıl olduğunu düşünürüm hep. Aydınların bilimden, sanatın biliminden, evreni tanımaya çalışan felsefenin bakışından kaynaklanan çok önemli kavramları, sözcükleri vardır ama halkın diline bunlar atasözü, özlü benzetmeler, deyimler olarak, türkülerle, masallarla geçer. Dahası halk anlatılarında yaşamın derinliğini kimi zaman felsefenin söylemeye çalıştığının çok çarpıcı deneyimlerini bulursunuz. Benim şiir kaynaklarım, yaşam kaynaklarım elbette her zaman sıradan insanın yaşama bakışındaki duruluk, bilgelik, gönül inceliğidir. Bu nedenle halk anlatılarını; masalları, söylenceleri, atasözlerini, deyimleri türküleri çok değerli, çok önemli bulurum. Onlardaki Türkçenin tadına doyulmaz.
İnsanlık postmodern bir istila altında, insana ilişkin her şey her an ve müthiş bir hızla evriliyor. Size göre bu evrim disdopyaya mı ütopyaya mı gebe?
Ben bu sorunuzu Fethi Naci’nin bir kitabının adıyla yanıtlayayım: İnsan tükenmez. Ulusları köleleştirmek isteyen emperyalizmin türlü oyunlarından biri de postmodernizmdir. Kişinin bilincini bulandırarak gerçekleri halkın gözünden kaçırmak derdindedir postmodernizm. Başlangıçta bir sanatsal arayış olarak çıkan bu akım zamanla kapitalist-emperyalist düzenin sahiplerinin işine geldi. Hem kendileri sanattan yana görünmek istediler, hem bu bulanıklığı halkın bilincini karartmak için fırsata çevirdiler. Çok önemli, üst düzey bir sanat görüşüymüş gibi kimi sanatçılar, yazarlar da buna sarılıp emperyalizmin değirmenine su taşıdılar. Bence insanlık bundan kurtulacak, kendi doğal akışıyla aydınlığını yaratacaktır. Bu nedenle gidiş ütopyayadır. İnsanın her zaman iyiyi, güzeli arayacağını, bulacağını biliyorum.
İnsan evrende gövdesi kadar değil yüreği kadar yer kaplar…” diyor Yaşar Kemal. Sizin için evrende varoluşunuz ne anlam ifade ediyor?
Her canlı gibi evrende bir boşluğu dolduruyorsam, bunun bilincindeysem bunu hak etmeliyim diye düşünürüm. Bu nedenle de öğretmenliğimin yanında yazarlık da kendime verdiğim bir görevdir. Var olmak; yazarak, türkü söyleyerek, şiir okuyarak, resim yaparak… kendini duyurmaktır. Bu bence insanlığın temel güdülerinden biridir. Bütün bunlar insan yüreğini besler.
Sevmek istemdışı eylemlerdendir; şöyle ki geleyim, gideyim, susayım, konuşayım… diyebiliriz de seveyim, sevmeyeyim diyemeyiz. Siz neleri seversiniz de neleri sevmezsiniz?
Bunu ne kendime sordum, ne başkaları şimdiye değin böyle bir soru sordu. Sevgi; isteğe bağlı değildir. Yaşantıların yarattığı koşullarla, o koşulların yarattığı duygularla gelişen bir duygu, insanlığın en güzel duygularından biridir. O nedenle şunu severim, bunu sevmem demek yerine “Kişileri anlamayı, gerçekleri kavramaya çalışmayı severim” demek bana daha doğru gelir. Gerçek sevgi de bence budur.
Çocuk edebiyatı alanında da söz sahibi ve üretkensiniz. Çocuk ve çocuklar için edebiyat desek neler söylemek istersiniz?
Bu anlamda söylenen klasik sözler doğrudur. “Çocuk okuru olmayan toplumun büyük okuru olmaz” derdi Muzaffer İzgü. Çocuk okur yaratmak da eğitimcilerin işiyse onların eline çocukların dil dağarcığını geliştirecek, düşünmeyi, düş kurmayı, araştırmayı heyecanla öğretecek kitaplara gerek vardı. Çocuk yazınının varlık nedeni de budur bence. Ben de bir öğretmen olarak çocuklarımızın aydınlık düşünceli insanlar olmaları için üretmeye çalışıyorum.
Bana Bir Resmini Yolla adlı romanınızla 2024 Yunus Nadi Ödüllerinin roman kategorisinde birincilik ödülü aldınız. (Daha önceleri de birçok ödüle layık görüldüğünüzü de biliyoruz. Bu ödüllerin içinde Şeytan Minareleri adlı eserinizle aldığınız 2010 Orhan Kemal Roman Armağanı da var. Tebrik ve saygılarımızla) Ödüle ilişkin olarak yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız? “Bana Bir Resmini Yolla” yı özetleyen bir cümle kursanız bu cümle ne olurdu?
Her yazarın bir yapıt oluştururken söylemek istediği yeni, özgün bir, düşüncesi sözü vardır. Yeni bir sözü yoksa niye yazsın? Ben de Atatürk devrimlerinin köylere kasabalara nasıl yansıdığını anlatan bir roman düşünmüştüm. Yirmi beş yıl kadar kafamda taşıdığım bir konuydu. Bunun için halkın haberleşme araçlarından, mektuplardan, çerçilerden, Anadolu’nun Homeros’tan beri geleneği olan gezgin halk ozanlarından yararlanarak yazabileceğimi düşündüm. Öyle de yaptım. Bana Bir Resmini Yolla’yı ödül için yazmadım. Zaten hiçbir yazar ödül için yazmaz. Yazdığında ödül gelirse sevinir. Ben de sevindim elbette. Bir çocuğun aferin alması gibi bir şeydir ödül almak. O kadar. Romanın başarısı ödülü getirdi sanırım.
Bana Bir Resmini Yolla’yı yazarken düşündüğüm gerçeği yazayım: Cumhuriyete, Atatürk devrimlerine, bu ülkeyi yaratıp kuranlara ne kadar çok borcumuz var! Ödemek hiç de kolay değil. Bu romanla çok küçük de olsa bir borç ödediğimi düşünmek benim sevindiriyor.
Keşke şunu sorsalardı dediğiniz bir soru var mı?
Sorduklarınız için de, sormadıklarınız için de sağ olun. CÜNEYNE’ye uzun ömür diliyorum.