EYMİR GÖLÜ
EYMİR GÖLÜ
Akdoğan Yayınevi Kapat
ERZURUM ÇİFTELER KONAĞI VE RABİA SULTAN TÜRBESİ LALA PAŞA CAMİİ TAŞ AMBAR
-BAĞIMSIZ SANAT, HOŞGÖRÜSÜZLÜK VE TELİF HAKLARI MÜ-YAP YASAKLARI, SANSÜR, YARATICI EMEĞİN MÜLKİYET HAKKI…-MEHMET GÜLERYÜZ: RESMİN SORUNLARI YERİNE, PARASAL EDERİVE GETİRİSİ-HÜSEYİN CEVAHİR’İN GÖZDEN KAÇMIŞ DEĞERLENDİRMESİ-İRLANDA EDEBİYATI ASİ RUHLARIN YURDU
BİR FİLM: FULL METAL JACKETT Savaş üzerine yapılmış en iyi filmlerden biri Full Metal Jacket… Vietnam Savaşını, bu savaşa gönderilen Amerikalı askerlerin birliğe ilk katıldıkları günden, birer ölüm makinesi haline geldikleri güne kadar son derece başarılı bir şekilde anlatıyor. Uzun ya da kıvırcık, favorili ya da sakallı; envai çeşit tipte gencecik çocukların hayatı Amerikan Deniz…
BİR FİLM: BÜKREŞ’İN DOĞUSU Filmin afişinde yere ters düşmüş bir orak çekiç heykeli var. Anti-komünist bir komedi filmi olduğu izlenimini veriyor hemen. Gerçekte de öyle. Şimdiye dek izlediğim hemen tüm anti-komünist filmlerde ağzından salyalar akan anti-komünistlerin sosyalist ülkelerde kullanılan kimi terimleri alaycı bir üslupla aşağıladıklarını gördüm. Elbette özgürlük kavramına ilişkin getirilen türlü türlü varyasyonlarla birleşirdi…
BİR FİLM: CHE (PART TWO) Önce bir Latin Amerika haritası beliriyor ekranda. Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nı tek tek gösteriyor ve ille de Bolivya’yı… Komandantenin vurulup öldüğü toprakları. Ardından Kübalı bir yoldaşını Komandantenin Fidel’e ve Küba halkına yazdığı veda mektubunu okurken görüyorsunuz. Devrime ihtiyaç duyan yerler olduğunun ve kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğinin altını çiziyor…
BİR FİLM: CHE (PART ONE) İki bölümlük serinin ilki olan Che (part one) Meksika’dan görüntülerle başlıyor. Aralarında Fidel Castro’nun da olduğu sürgündeki Kübalı devrimciler, Küba’da iktidarı nasıl ele geçireceklerinin planlarını yapıyorlar. Düzenli toplantılara Arjantinli genç bir doktor da katılıyor ve kısa sürede kendisini sevdirerek gruba giriyor. O doktorun adı Ernesto Che Guevara’dır. Castro ve arkadaşlarının…
BİR FİLM: DÜNYAYI SARSAN ON GÜN Oliver Reed’in “Dünyayı Sarsan On Gün” isimli, filmle aynı adı taşıyan kitabını okumuştum. Aradan uzun bir zaman geçti. Adında “on gün” demesine bakmayın, Sovyet devrimine kadar geçen yaklaşık çeyrek yüzyıllık bir dönemin özetini veriyor aslında. Elbette son günler daha yoğun anlatılıyor. Çarlık Rusyası’nın halka uyguladığı vahşetten tutun da dünyayı…
Ulusların kendi kaderini tayin hakkından ilk kez robespier soz ediyor. Yine proletarya diktatörlüğü kavramını bir öncülü olan “devrimci azınlığın diktatörlüğü”bden babeuf bahsediyor. Söyle diyor: “(…) örgütlü bir başkaldırının arkasından iktidar ele geçirildikten sonra, genel oyla bile olsa, siyasal demokrasinin ilkelerine göre seçilmiş bir meclise bırakmak onu cocukca bir is olacaktır. Böylece, yeni kurumları yerlestirip toplumu…