ÖMÜR TÖRPÜSÜ

  ÖMÜR TÖRPÜSÜ Üzerinde tek ayakla durup da Sil baştan bir dünya mı kuracaktın o bozuk iskelede İşte bak çatırdıyor kaçınılmaz yazgı Hangi kubbe mümkündür temel sağlam değilse   Mış gibi dengesiz bir proje Ömür törpüsü demektir her dilde Elini uzattığın kirişler çürük Bükülür bastığın kolon çaresiz   Ve hamurunun içinde olmazsa Ekmeği zehir eder…

ESKİLER, ESKİCİLER

ESKİLER, ESKİCİLER   Artık beğenilmeyen pantolonlar, kazaklar, gömlekler Sadece kullanılmış elbise mi alır eskiciler? Mantolar, ceketler, kravatlar Peki ya tiril tiril alışkanlıklar Demode saflıklar Kazık yemiş deneyimler Defolu arkadaşlıklar Ya cepleri sökük acılara ne derler?   Ne derlerse desinler Geçmişe nankörlük edilmez bizim ellerde Köhnemiş demeye varmaz bizim diller Eskimiş, paspal, farketmez Pek çoğunu sokağa…

IRAKLI ANA

IRAKLI ANA Gazetede resmini gördüm dün Bir çamurlu yolun kenarındaydın Gökyüzünde kara gölgeler vardı Leş yiyenler evini kundaklıyordu Giysindeki sökükten Yırtık sandaletinden Dua için kaldırdığın nasırlı ellerinden tanıdım seni Evet Tanıdım seni İlaçsız küçük kızın öldüğünde Yüzündeki derinleşen çizgilerden tanıdım seni Mutlu resimlerini de görmüştüm evvel Mezopotamya ovasında  Babil’in asma bahçelerinde Tigris’in mürekkepsiz ve kansız…

IRAK GERÇEĞİ

IRAK GERÇEĞİ Sanal bir demokrasinin tekelci tarlalarından Kan yakıtlı bir uçak filosu havalandı önce Karanlık göklerden ve küresel zamanlardan geçerek Güneşin ve uygarlığın doğduğu yöne evrildi Bir kimyasal yalanın arkasından sırıtan bombalar  Hiroşima’yı hiç yıkmamış gibi patladı damlarda Parmak dokunuşlarından sakınılan bir tarihin üstünde Abraham tankları ilerledi pervasız Uygulamalı işkence mühendisliği diploması İki yıl dolmadan…

İLLE DE UMUT

İLLE DE UMUT     Bir kışlık erzakla koşturan karıncanın Çölü aşmak için attığı her adımda Kısırdöngü gölge gibi bırakmazken peşini Yavrusu yitmiş kuşun nafile turlarında   Pusulasız demir almış bir korsan gemisinde Yurdundan koparılmış cariyenin gözünde Bilinmeyen güneşli iklimlere gecikmiş Bir kırlangıç telaşında ekim ayı geçerken   İlk yağmurda sönecek bir kor zerreciği belki…

UNUTULMUŞ UÇURUM

UNUTULMUŞ UÇURUM Sürgit genişleyen bir aralık Doymak bilmez bir canavarın ağzı Kırılmadan hemen önce derinleşen çatlak faydaki enerji gibi Hangi toplumsal dolguyla kapanacak bu uçurum? Aynı topraklar üzerinde erişilmiş Aynı abeceyle kurulmuş erişilmez sözcükler Aynı saltık geçmişe içkin ve aynı zaman diliminde Birbirlerinden ekinler kadar uzak Geleceğe bakışlar kadar ayrık soluk alıp vermeler Kıyılarından birinin…

AYKIRI YÜRÜMEK

AYKIRI YÜRÜMEK   Güneş rem uykusunda Caddelerde düşlerini bırakmış arabalar Trafik lambalarına küfür eden yok Binalar dinlenmeye çekilmiş   Meydanı boş bulmuş bir güvercin sürüsü Hep aynı saatte çalı süpürgesi tutmaya alışkın eller Bir de gazete bayisi firarda   Bu tenhalıkta hızlı adımlarla yürümek Ancak bir aykırılığın varlığını gösterir Kamil Akdoğan

TÜLÜN ARDINDAKİ AY

TÜLÜN ARDINDAKİ AY  Gecenin bir vaktiydi Buz tabakalarından fışkırmış bir kardelen çiçeği gibi geldin Bakmadığın halde görüyordun her şeyi Tutulmuştu sözcükler seni beklerken Kısılmıştı gülüşler sesini özlemekten Sıkılmıştı değişim ataletin renginden   Ne bir sorgu vardı dilinde pişmanlığı külleten Ne bir küçük hesap sevecen yüreğinde Çok uzağa atılacak bir anahtar elinde Bir tarihi kapatırken sonsuzluğunca…

TUTKUM BENİM, BELİZİM

TUTKUM BENİM, BELİZİM     Kimi bir serüvenin peşinden burda Bir kocaman sunulmuş armağanı tüketir Kimi bir gafletin dönülmez keşkesiyle Sabrından akan suyu çelikleşmeye verir      Keşkem benim; armağanım, serüvenim Belizim   Açtı aç gagasını cılız bir umut Doldurdun tıka basa çığ gibi özleminle Her adımda minicik gözler parke taşında      Şimdi bütün voltalar uzuyor…

SEVGİNİN OLDUĞU YERDE

  SEVGİNİN OLDUĞU YERDE     Bir kadeh kırmızı şaraptı cesaret Yıllanmış duyguların tadı utangaç dillere geldi Keman sesleriyle çoğaldı muhabbet Boş tabaklar âşık bir dansı izledi   Gecenin epeyce ilerleyen saatlerinde Uykuyu konuşan bir taksi şoförünü aldılar mecburen Sıcak bir evin önünde basılacak Yumuşak bir frene kadar beraber gideceklerdi   Açlık, yoksulluk ve savaş…